30 Haziran 2007 Cumartesi

Merak Edenler İçin Heroes Hakkında İpucu



Haberi Ntv' nin sayfasında gördüm.


Danny Kaye ve Müzik


Demin izledim ve çocukluğum aklıma geldi.


"A Song Is Born" en sevdiğim filmlerden biridir. Aslında içinde müzik olan hemen hemen her filmi seviyorum ama bunun yeri ayrı.






23 Haziran 2007 Cumartesi

Heroes


Merhaba.


Adım Sevgi....Finans sektöründe çalışıyorum...ve, evet; ben bir bağımlıyım.



Tüm hayatım "Heroes" üzerine kurulu; öyle ki o başladığında yemek kaşıklayacak gücüm olmuyor diye dışardan sipariş ediyorum. Zaten ne yediğimi anlıyorum ne de başka bir şeyi. O benim elim ayağım...Canım....



Tamam tamam, bu kadar abartı değilse de ben bu diziyi seviyorum. Hem de çok.



Tekrarlar dahil yayınlandığı her anı iple çekiyorum.



İzlediyseniz beni anlıyorsunuzdur. İzlemediyseniz....Deli misiniz? Hemen izlemeye başlayın; zararın neresinden dönseniz kardır.



Not: Evet, yayın saatleri ile yemek saatleri çakırsa dışardan sipariş geliyor!! Ama çok sevdiğimi söyledim size. Bir an bile kaçıramam ki!



Not 2: Kullanılan fotograf internetten alınmıştır.

Eyvah Eyvah


Haberi okuyunca panik oldum:



Flimleri zor anlaşılıyor, kim bilir operasında neler olcak??



Hazırlan sevgili dünya halkı; Woody Allen geliyorrrr!!!
Bakalım bu kez seyirci sayısı artacak mı?




Not: Kullanılan resim internetten alınmıştır.

10 Haziran 2007 Pazar

Hotel Ruanda



Gerilimli bir bekleyiş içinde ekrana bakıyorum; acaba ne olacaklar? Kurtulabilecekler mi?


Karşımda bir grup insan, tedirgin tedirgin bekliyor. Yo hayır, daha doğru bir ifade ile "kurbanlık koyun" gibi bekliyorlar. Çünkü birazdan bir zamanlar birlike yaşayıp bir şeyler paylaştıkları, komşuluk yaptıkları, birlikte eğlendikleri başka bir grup insan gelip onları kesip biçecek! Neden? Çünkü birilerinin çıkarları onların birbirine düşmesi üzerine, onlar parayı böyle kazanılıyor; ölenlerin üzerinden.


"Orjinal adı ile Hotel Rwanda, yüzyıllar önce yaşanan bir dramı anlatıyor" diye yazmayı ne kadar istedim biliyor musunuz? Ama film boyunca kısmen şahit olduğumuz tüm bu vahşet ortaçağ zihniyeti ile yapılmış bir şey değil; film topu topu 13-14 yıl önce olmuş bir olay üzerine kurulu:


1994 yılında bütün dünyanın, her zaman ki gibi, görmezden geldiği bir olay daha yaşandı ve iki etnik grup (Hutular ve Tutsiler) birbirini katletti. Yaklaşık 800.000 Tutsi öldü. Dile kolay değil mi; 800.000 insan! Yaşlı, çoluk, çocuk, kadın ve erkek...


Katliamın derecesini bir sahne de daha iyi anlıyacaksınız; araba yolda "engeller"e takılacak ki birden tüm yolun cesetlerle kaplı olduğunu göreceksiniz.


Filmi izlerken sahnelerin "film hilesi" olduğuna, gerçek hayatta bunların olmadığına ve herşeyin kurguya dayandığına inanmayı o kadar istedim ki...Ne yazık ki filme ilham veren olay ve kişiler gerçekti. Hotel müdürü Paul Rosesabagina' nın çabası ile kurtulmaya çalışan o insanlar ve yan rollerde gördüğümüz yetkililer, askerler, katliamcılar, katledilenler gerçekti.


O korku gerçekti. Ben üniversitede yeni bir hayata başlamışken korku dolu gözlerle hayatta kalmaya çalışan tüm bu insanlar gerçekti. Ve biz onları görmezden geldik. Neden? Çünkü bir grup ilkel Afrikalı' nın (ki ne de olsa yıllarca "yamyam Afrika" mantığı ile çekilen filmler izlememiş miydik?) birbirine girdiğini gördük. Tıpkı bizde maç çıkışında birbirine döner bıçakları ile saldıran futbaol seyircisi gibi gözüküyorlardı. Alıştığımız (?) bir görüntüydü, tek farkla: onlar ilkeldi, biz değil!?!
Daha fazla anlatmak istemiyorum, izleyince herşeyi görceksiniz zaten.
Sadece kapanışı şu cümle ile yapmak isterdim:
Ve sonra dünya kendini affettirdi ve bir daha bu tür olaylara seyirci kalmadı.
Ama tabii ki bu bir kurgu cümle. Öyle olsa bu yazı yazılır mıydı, ya da bu yazı?

3 Haziran 2007 Pazar

Çocuğum Ben Daha




Küçücüğüm ya daha, çizgi filmlere bayılıyorum!!

Sevdiğim bir dolu film var ama Buz Devri 1 ve 2 nin yeri apayrı.






Serinin her iki filmi de animasyonun en iyi örneklerinden, çizimler capcanlı ve etkileyici. Karakterler her ne kadar hayvan olsa da insani özellikler sahipler. Manny' nin sevgili Miskinimize karşı korumacı ve belki "babacan" diyebileceğimiz tavırları...Miskin Sid' in kendini ispatlama çabası...Bir arada yaşamaya çalışan her grupta olduğu gibi arada kavgalar, gerilimler...






Peki sadece bu sebepten mi bu kadar beğenildi? Hayır! Türk izleyicisinin filmi bu kadar beğenmesinin nedenlerinden biri de filmin seslendirilmesindeki başarı.
Hani bazı sesler ve karakterler vardır ya, onlar olmadan izlemenin bir anlamı olmaz...Mesela ben, Alev Sezer vefat ettiğinden beri Bruce Willis izlemekten hoşlanmayanlardanım. Yıllar geçti ama hala kulaklarımda "Maddie...Maddie" diyen sesi yankılanır. Ya da Cosby Ailesi' ni Sezai Aydın' ın sesi olmadan sevebilir miydik? Yine Sezai Bey'in seslendirmesi olmasa Rocky ya da Rambo e kadar etkili olurdu?






Seslendirme başlı başına bir sanat ve biz bu filmde de bunun etkisindeyiz. Miskin Sid' i "Seni kerata seniii..." diye seslendirmeseydi Yekta Kopan, o kadar keyif alır mıydık?




Ya da Ali Poyrazoğlu Manny' e ve Haluk Bilginer de Diego' ya "can" vermeseydi?




İyi ki varlar değil mi?

Aşkım Ne Yaptın Sen??


Malum sebeplerden dolayı çok istememe rağmen halaaa serinin 3. filmini izleyemedim.
Ama giden arkadaşlarım "Tam bir hayalkırıklığı!!" dediler. Ne olur biri bana doğru olmadığını söylesin??