3 Haziran 2007 Pazar

Çocuğum Ben Daha




Küçücüğüm ya daha, çizgi filmlere bayılıyorum!!

Sevdiğim bir dolu film var ama Buz Devri 1 ve 2 nin yeri apayrı.






Serinin her iki filmi de animasyonun en iyi örneklerinden, çizimler capcanlı ve etkileyici. Karakterler her ne kadar hayvan olsa da insani özellikler sahipler. Manny' nin sevgili Miskinimize karşı korumacı ve belki "babacan" diyebileceğimiz tavırları...Miskin Sid' in kendini ispatlama çabası...Bir arada yaşamaya çalışan her grupta olduğu gibi arada kavgalar, gerilimler...






Peki sadece bu sebepten mi bu kadar beğenildi? Hayır! Türk izleyicisinin filmi bu kadar beğenmesinin nedenlerinden biri de filmin seslendirilmesindeki başarı.
Hani bazı sesler ve karakterler vardır ya, onlar olmadan izlemenin bir anlamı olmaz...Mesela ben, Alev Sezer vefat ettiğinden beri Bruce Willis izlemekten hoşlanmayanlardanım. Yıllar geçti ama hala kulaklarımda "Maddie...Maddie" diyen sesi yankılanır. Ya da Cosby Ailesi' ni Sezai Aydın' ın sesi olmadan sevebilir miydik? Yine Sezai Bey'in seslendirmesi olmasa Rocky ya da Rambo e kadar etkili olurdu?






Seslendirme başlı başına bir sanat ve biz bu filmde de bunun etkisindeyiz. Miskin Sid' i "Seni kerata seniii..." diye seslendirmeseydi Yekta Kopan, o kadar keyif alır mıydık?




Ya da Ali Poyrazoğlu Manny' e ve Haluk Bilginer de Diego' ya "can" vermeseydi?




İyi ki varlar değil mi?

Hiç yorum yok: